Hucurât 14'e göre ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dilemedikleri için amellerinde Allah’ın eksiltme yaptığı kişilerin Yûnus 45'e göre hüsrana düşen, asla hidayete eremeyecek olanlar olduğunu söyleyebilir miyiz?

Anasayfa » Ana Sayfa » Hidayet » Hucurât 14'e göre ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dilemedikleri için amellerinde Allah’ın eksiltme yaptığı kişilerin Yûnus 45'e göre hüsrana düşen, asla hidayete eremeyecek olanlar olduğunu söyleyebilir miyiz?
share on facebook  tweet  share on google  print  

Hucurât 14'e göre ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dilemedikleri için amellerinde Allah’ın eksiltme yaptığı kişilerin Yûnus 45'e göre hüsrana düşen, asla hidayete eremeyecek olanlar olduğunu söyleyebilir miyiz?

Allahû Tealâ Hucurât 14'te: "Ve eğer Allah’a ve resûlüne itaat ederseniz, amellerinizden bir şey eksilmez." Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir hadîs-i şerifinde: "Kim davete icabet etmezse, Allah ve resûlüne asi olur." buyuruyor. Bu âyet ve hadîse göre, İslâm’ı 5 farzdan ibaret zannederek, sadece 5 farzı yerine getirmek suretiyle mü’min olduklarını düşünerek cennete gideceklerini zannedenler; dünya hayatında, ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dilemedikleri için amellerinde Allah’ın eksiltme yaptığı ve Yûnus Suresinin 45. âyet-i kerimesine göre hüsrana düşen, asla hidayete eremeyecek olanlar olduğunu söyleyebilir miyiz?
 
Evet. Allah’a ulaşmayı dilemeyen hiç kimsenin kurtulması mümkün değildir. Hiçbir zaman hidayete eremezler. Hucurât Suresinin 14. âyet-i kerimesi:

49/HUCURÂT-14: Kâletil a’râbu âmennâ, kul lem tu’minû ve lâkin kûlû eslemnâ ve lemmâ yedhulil îmânu fî kulûbikum, ve in tutîullâhe ve resûlehu lâ yelitkum min a’mâlikum şey’â(şey’en), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Araplar: “Biz âmenû olduk.” dediler. (Onlara) de ki: “Siz âmenû olmadınız (Allah’a ulaşmayı dilemediniz). Fakat: "Teslim olduk." deyin. Kalplerinize (içine) îmân girmedi. Ve eğer Allah’a ve O’nun Resûl'üne itaat ederseniz (Allah’a ulaşmayı dilerseniz), amellerinizden bir şey eksiltmez. Muhakkak ki Allah, Gafur’dur, Rahîm’dir.”


kâletil a’râbu âmennâ: Araplar dediler ki: “Biz mü’min olduk.”
kul lem tû’minû: De ki: “Siz mü’min olmadınız (Siz ‘mü’min olduk’ demeyin).”
ve lâkin kûlû eslemnâ: Lakin “İslâm dairesine girdik.” deyin.   
ve lemmâ yedhulil îmânu fî kulûbikum: Ve kalplerinizin içine îmân girmedi.
ve in tutîûllâhe ve resûlehu: Eğer Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederseniz.
lâ yelitkum min a’mâlikum şey’â(şey’en): Amellerinizden hiçbir şey eksiltmez.
(Yani Allah’a ulaşmayı dilerseniz o zaman Allah’a itaat etmiş olacaksınız. Ve bir süre sonra tâbiiyet ile birlikte belli bir sürede itaat başlayacak.)
innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun): Allah Gafur’dur (mağfiret edendir), Rahîm’dir (rahmet edendir, rahmet gönderendir).”
 
Her ikisi de; hem Gafur (mağfireti Allahû Tealâ’nın) hem de Rahîm esması, ancak Allah’a ulaşmayı dileyenler için geçerlidir.

Yûnus Suresinin 45. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ şunları söylüyor:

10/YÛNUS-45: Ve yevme yahşuruhum keen lem yelbesû illâ sâaten minen nehâri yeteârafûne beynehum, kad hasirallezîne kezzebû bi likâillâhi ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).
Ve o gün (Allahû Tealâ), gündüzden bir saatten başka kalmamışlar (bir saat kalmışlar) gibi onları toplayacak (haşredecek). Birbirlerini tanıyacaklar (aralarında tanışacaklar). Allah’a mülâki olmayı (Allah’a ölmeden önce ulaşmayı) yalanlayanlar, hüsrandadır (nefslerini hüsrana düşürdüler). Ve hidayete eren kimseler olmadılar (ruhlarını ölmeden evvel Allah’a ulaştıramadılar).


ve yevme yahşuruhum keen lem yelbesû illâ sâaten minen nehâri: O gün (Allahû Tealâ), gündüzden bir saatten başka kalmamışlar gibi onları toplayacak.
yete ârefûne beynehum: Birbirlerini tanıyacaklar.
kad hasirellezîne kezzebû bi likâillâhi: Allah’a mülâki olmayı tekzip edenler, yalanlayanlar, hüsranda kaldılar.
ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne): Ve hidayete erenler olmadılar (hidayette olmadılar).

Allah’a mülâki olmayı tekzip edenler; Yûnus Suresinin 45. âyet-i kerimesinde: “Hidayete eremeyenler ve hüsranda olanlardır.” diyor.

Allahû Tealâ’nın amellerinde eksiltme yaptığı kişiler… Ya ilâve ya eksiltme söz konusu. Allah’a ulaşmayı dilemeyenler, hüsranda olanlardır. Hüsranda olanlarsa mutlaka kaybettikleri, kazandıklarından fazla olanlardır Mu’minûn Suresinin 103. âyet-i kerimesine göre.

23/MU'MİNÛN-103: Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum fî cehenneme hâlidûn(hâlidûne).
Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.


“Kimin kıyâmet günü günahları sevaplarından fazlaysa, onların gidecekleri yer cehennemdir. Ebediyyen orada kalacaklardır. Onlar hüsranda olanlardır.” diyor Allahû Tealâ.

Benzer konular